iyi erkeklerin nerede olduğu sorunsalı

  • ıyi erkeklerin kalbinin anasını sktiğiniz için hiçbirisi kadınlarla iletişime geçmiyor. o yüzden yok sanıyorsunuz.

  • sorsan herkes iyi şimdi buraya hepsi birden burdayız yazacak :)

  • tuvaletteyim şu an.

  • siktiniz öldü.

    20li yaşların başında peşinde koşmuş olduğum bir hatun kişi vardı. ama ne hediyeler, ne incelikler; romantik filme koysan sırıtmayacak jestler... reddetmedi de o dönem(muhtemelen reddedemedi) ama kabul de etmedi. yedeklere atılıp bekletilerek kendime eziyet etmeye gerek yok dedim, saldım bu hanım arkadaşı.

    aradan geçen 4-5 sene sonunda bir olay sonrası tekrar konuşmaya başladık kendisiyle. normal bir arkadaşıma nasıl davranıyorsam öyle davranıyordum gayet. hatunun iki lafından birisi sen böyle değildin, bir hödükleşmişsin, çok kibar ve inceydin vs.
    çünkü o güzel, roman karakteri gibi ince düşünceli insanı siktiniz öldü ablacım.

    kendisi arada hala benim gibisinin gelmediğini, onun için o seviyeye çıkabilen olmadığını da söylüyordu. en son görüştüğümüzde konu bir şekilde benim omuzlarımın genişlemiş olmasına geldi. demesin mi orda ben o zaman seni çok zayıf olduğun için de biraz istememiştim. hay ben senin kafanı sikeyim ama ya...

    sikip öldürmüşlerdi, bunla mezardan çıkarıp bir tur daha döndüler.

  • ulan şu başlığı her gördüğümde istisnasız “ anasının amında” dememek için zor tutuyorum kendimi.

    bu ne menem bir arayış.*

  • iyi kadınları arayarak üç günlük hayatlarını perişan ediyorlar.

  • orman yangınlarını söndürmeye çalışıyorlar.

  • victor hugo, iki şehrin hikayesi'nde bu konuyla ilgili şöyle diyor:

    “iyi erkekler, kadınlar için genelde görünmez erkeklerdir. onları ancak görmesini bilen kadınlar görebilir ancak bu kadınların sayısı çok azdır. iyi erkek, kendisiyle iyi vakit geçiren, insanlara saygılı, kadınlara sarkıntılık etmeyen ve annesini seven erkektir. sıradan bir kadının dikkatini çekecek şeyler değildir bunlar. kadınlar tecrübe edindikçe bu durumun farkına varırlar ancak artık vakit çok geçtir. bir kadının gençliğinde iyi bir erkeğe aşık olmasının ihtimali, trabzsonspor'un şampiyonlar ligini kazanması ihtimalinden daha azdır.”

  • henüz uyumamış olan arkadaşlar çayınızı , kahvenizi alın ve iyi erkeklerin akıbetinin ne olduğunu bir de benden dinleyin.

    nerede olduğunu falan boş verin,ben canlı bir örnek olarak karşınızda duruyorum. bakın arkadaşlar, ben öyle iyi bir adamdım ki,beni tanıyan birçok insan "sen melek gibi adamsın, harika bir insansın, seninle evlenecek kadın yaşadı,tam bir aile babası olursun..." ve daha sayamadığım bir sürü meziyeti sıralardı benim için.

    hakikaten de neşeli, pozitif,güler yüzlü, iyiliksever bir insandım.(şimdi de iyi birisiyim ama eski neşem yok maaleaef)

    peki ne mi oldu? anlatayım.

    yaş biraz ilerleyince(30'lara geldiğimde) yahu ben melek gibi adamdım hani, niye kimse benimle evlenmiyor diye kara kara düşünmeye başladım.(düşünmez olaydım) etrafimda bir sürü hanzo evlenirken, fıstık gibi hatunları bulurken, ben âdeta yalnızları oynuyor,bunu kendime dert ediniyordum. annem,babam da beklenti içerisindeydi tabi,arkadaş çevremde benim gibi bekârlar vardı ama yine de evli arkadaşların " hadi ne zaman evleniyosun, yaşın geçiyor vb..." telkinleri sıklıkla oluyordu.

    sonra bir gün aldığım gazla(bir bayan arkadaş fena gazlamıştı o zaman,benden 5,6 yaş büyüktü . bir nevi abla sayılır,illa beni evlendirecek) bana göre oldukça gösterişli, alımlı,biraz sert duruşlu,disiplinli ama eğlenceli de sayılabilecek özelliklere sahip bir bayana ( kendisi şu an eşim olur,ona göre yorum yapın;)) çıkma teklif ettim. kabul etti!!
    tabi ben biraz şaşkınlık, biraz sevinç, çokça heyecan ve bir sürü tarif edilemez duyguyu aynı anda yaşamaya başladım. o güne kadar girişimlerim olmuştu, hatta uzun süre çıktığım birisi de olmuştu ama bu sefer farklıydı.( bu arada şunu da belirteyim,cinsel ilişki yaşadığım tek kadın eşimdir,hâlâ da öyledir) nedense onu ulaşılamaz biri gibi gördüğümden, bende daha bir heyecan aynı zamanda istek uyandırmıştı. neyse uzatmayayım buluşmalar, konuşmalar, mesajlaşmalar derken ben kendimi kaptırdım ve 2 ay sonra evlenme teklifinde bulundum. ( güzel hazırlamıştım vaaay bee, bir tuhaf oldum şimdi. nereden nereye gelmişiz...) tek taş yüzüğü o akşam parmağına takmıştım, artık geri dönüşü olmayan yola girmiştim. içi kıpır kıpır oluyor o dönemde insanın, gözü hiçbir şeyi görmüyor.
    neyse çok uzun sürmedi ailelerin tanışması,yüzüklerin takılması ve sonunda evlilikle sonuçlanan yaklaşık 7 aylık bir dönem geride kaldı.artık evli bir adamdım. başım göğe ermişti!!! ( manyak ben)

    peki evlenince ne mi oluyor arkadaşlar? hayatınız 180 derece değişiyor. eee sen bunu bilmiyor muydun diyenleri duyar gibiyim,biliyorsun ama o dönem beyin devre dışı kalıyor sanırım. evlenip sözüm ona bu "büyük olayı başarmak", bekârlıktan kurtulmak,herkese bakın ben de evliyim demek istiyorsun. yeri gelmişken bir kez daha belirteyim evlilik asla ama asla "bir başarı değildir" arkadaşlar.

    evlilikte ilk günler canım cicimli geçiyor, hâlâ rüyadan uyanamıyor insan. bir zaman sonra bireysel takılmak, arkadaşlarla bir yere gitmek,anneni kız kardeşini görmek istiyorsun ya hah işte o zaman anlıyorsun ki sen artık eski sen değilsin. öyle istediğin zaman ben arkadaşlarla biraz takılayım, annemlere gidelim,kardeşim bize gelsin sohbet ederiz falan yoooook ,orada duracaksın. evin hanımı izin verirse belki gidebilirsin, müsaitse kardeşlerin gelebilir öyle her istediği zaman gelemezler onlar da,haber vermeliler.( ama kendi kardeşi yani baldızım istediği zaman gelir,onu severim aramız da iyidir,sadece kardeş kıyaslaması yapıyorum)
    dışarı çıktım diyelim 2 saat arama kıyamet kopar vaay efendim nerede kalmışım, niye aramamışım falan filan...

    bakın şöyle bir örnekle anlatayım;anneme bir anneler gününde blender seti almıştık. 5,6 ay sonra bozulmuştu,eşim ne dedi biliyor musunuz " cahil işte,nasıl kullanacağını bilmiyor " evet bunu diyen pek sevgili eşim şu ana kadar tam 4 blender setinin motorunu yaktı ve bozdu.

    bir süre sonra bana kız kardeşimi sevmediğini, onunla mümkün olduğunca görüşmek istemediğini söyledi. aynı şehirdeki kardeşimi ayda birkaç kez görüyorum. telefonla aradığım zaman ne konuştunuz, ne anlattınız vs. bir sürü soru yağmuruna maruz kalıyorum.

    yaaa daha sayamayacağım onlarca, yüzlerce hadise var ama ben tabi asla onun kadar her şeyi hafızamda tutamıyorum maalesef. o ise düğün günü kardeşin şöyleydi, istemeye geldiğinizde çikolatanın tadı kötüydü gibisinden onlarca hadiseyi istediği zaman çıkartıp ortaya koyabiliyor. böyle de meziyete sahip. ( bir çok kadında da bu özellik var sanırım)

    şimdi diyeceksiniz ki niye boşanmadınız, evet o da bir gün olacak merak etmeyin arkadaşlar. bu olaylar zamana yayıldığı için âdeta suya atılan kurbağanın yavaş yavaş kaynaması gibi düşünebilirsiniz. tabi çocuk da olunca işin içinde öyle hemen yarın ayrılalım diye bir şey olmuyor.

    vel hasıl kelâm, benim gibi güzel yürekli bir insan ( kendimi övmüyorum arkadaşlar , bu yaştan sonra övüp ne elde edeceğim) şu an her şeye rağmen hayata pozitif bakmaya çalışıyorum. çocukları en güzel şekilde belli bir yaşa kadar büyütüp ayrılırız sanırım. geçen yıllarıma elbette yanıyorum, bunları yazarken kendime üzülüyorum,hatta acıyorum...insan kendisine acır mı demeyin vallahi acıyorum.

    bir kez geliyorsunuz hayata ve o da zehir oluyorsa size, yaşamanın ne anlamı oluyor ki...bunları yazarken ben salonda maç izliyorum,o içerde dizi izliyor, aynı evde yaşayan iki yabancı gibiyiz çoğu zaman. içimde ona karşı nefret yok ama sevgi de pek kalmadı açıkçası. tabi bir de onu dinleseniz belki ona da hak verirsiniz orasını bilemem. ama bildiğim şu ki, ben kötü bir insan değilim, değildim hiçbir zaman da olmayacağım...

    şimdi, iyi erkeklerin nerede olduğunu merak edenler,sizden ricam bırakın onları iyi kalsınlar...

  • içine sıçtığınız hayatlarını toparlamaya çalışmakla meşguller.